Osmanlı döneminde Kadın şairlerinin sayısı ve şairler hakkında bilgi içeren pek az kaynak mevcuttur.




 Bu bir acı gerçektir. Ancak cumhuriyet ilanı sonra Kadınlara tanıtan eşitlik ve hak hürriyetlerinden sonra kadınlar hayatın her dalında ve devletin her kademesinde görev almayı hak etmişlerdir. TBMM'ne baktığımızda Kadın milletvekillerimizin sayısı tatmin edici olup, kadın bakanlar ise bence tatmin edici değildir. Siyasetin dışında kültür, sanat, edebiyat ve eğitim dallarında Türk toplumunu omurgasını teşkil eden kadınlardır bence... 
 
 Türk Edebiyatını Osmanlıdan günümüze kadar incelediğimizde Osmanlı döneminde az olsa bile ondan sonraki dönemlerde çok sayıda yetenekli kalemleri sayabiliriz. 
 
 Çağdaş Türk edebiyatında kelem oynatan kadın şairlerin sayısı oldukça onur vericidir. İşte bugün o kalemlerden bir gencini siz değerli okurlarıma tanıtmak istiyorum. Genç Şair ve Yazar Cansu Tıraşoğlu ile yapmış olduğum bu söyleşini sizlere ithaf ediyorum. Ben sordum Cansu Hanım cevapladı...
                                                                                                Dr. Şemsettin Küzeci 
 
-Edebiyata Nasıl Başladınız? 
-Edebiyata ilgim olduğunu fark ettiğimde henüz 13 yaşındaydım. Türkçe öğretmenim fark etmemi sağladığında tiyatro oyunculuğuna oldukça meraklıydım.  İlk olarak tiyatro senaryosu yazarak başladım. Ardından şiir ve denemelerin yanı sıra kısa hikâyeler de yazdım. Gençliğimde yazmış olduğum şiirlerimin büyüdükçe beğenmemeye başladım ve birçoğunu yırtıp yok ettim. 
 
-Konularınızı Nasıl Seçiyorsunuz? 
-Benim yazdığım yazılar, köşe yazılarım da dâhil bilgi vermekten çok insanların duygularına hitap etmeye yöneliktir. Bu yüzden çoğu zaman hissettiğim duyguları kaleme alıyorum. Kimi zaman da kendimi başkalarının yerine koyarak yazılarımı kaleme alıyorum. Ancak ilk kitabım öykü kitabı olduğu için bu söylediklerime tezat düşebilir “sökülen ilmekler” kitabımda duygulardan çok olaylar işlenmiştir. Ama benim asıl tarzım duyguları işlemektir, bundan sonraki kitaplarımda böyle olduğunu da anlayacaksınız. 
 
-Neden Öykü ve Şiir? 
-Öyküler kolay okunabilir yazılar olduğu için insanların sıkılmadan okuyabileceğini düşünüyorum. İlk kitabımı en azından çevremdeki insanlar okusun çok istiyordum. Eğer bir roman olsaydı ilk kitabım şimdiki kadar okuyucusu olmayacaktı belki de... Ben önce emeklemek sonra yürümek daha sonrada koşmaktan yanayım tıpkı bir bebeğin büyüme aşamasında olduğu gibi. Ki öyle de yaptım. Önce ayrıntıdan uzak bir kısa öykü kitabı "Sökülen İlmekler" daha sonra şiir ve denemelerden oluşan kitabım "Bana Kalan Aşk" ve ne zaman çıkacağını şu an öngöremediğim üzerinde çalışmalarımın devam ettiği romanım "Güz Rüzgârı" nı yazdım. Soru neden öykü ve şiirdi? Neden öykü olduğunu açıkladım, neden şiir sorusuna cevabım ise; duygulara en iyi hitap etme şekli olan şiirden neden uzak durayım ki; hem okurum hem yazarım hem de şiirlerin içinde yaşarım ben. 
 
-İlham Kaynağın Neler ve Kimlerdir? 
-Türk ve yabancı yazarların kitaplarını okuyup kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Ancak benim gerçek ilham kaynağım yaşadığım dört duvar, bana yanlış yapan kişiler, dostlarım ve zamanı, mekânı ve nerden geleceği belli olmayan duygulardır.
 
-Sizce Aşk Nedir? 
-Âşıksan sanırsın ki; sanki dünya’da sadece senin için içine sığmıyordur sanki sevdiğin kişiyi senden başkası senin kadar sevmiyordur. Sanki aşk sana has bir şeydir. Ve sanki aşk’ın beraberinde getirdiği kaybetme korkusunu sadece sen yaşıyorsundur. Oysa aşk herkesin başına gelebilecek bir şeydir ve yüreğimizden atamayacağımızı sandığımız o duygu ister kabul edelim ister kabul etmeyelim geçicidir. Nasıl ki gökkuşağı tüm renkleriyle belirir ve biz onu seyrederken ansızın kaybolur, aşk’ta öyledir. Fal için söylenen sözü ben aşk için söyleyeceğim; aşk’a inanma aşksız da kalma! 
 
-Aşk Ebedi Midir Yoksa Evlilikten Sonra Yok Mu Olur? 
-Ocakta tavada eriyen bir paket margarin yağ düşünün alttan ateş geldikçe yağ erimez mi? Erir elbette değil mi? Hal ve hareketlerimizi ateşe, kendimizi de margarin yağa benzetirsek ne demek istediğimi anlayacaksınızdır. Ateşi iyi ayarlamamız lazım aksi takdirde aşk bittiği gibi nefret alır yerini. 
 
-İnsanların En Güzel Dönemi Gençlik Midir? Yorumunuz? 
-Gençlikte hata yapmaya hangimiz müsait olmadık ki… Bence insanın en güzel dönemi orta yaşlarıdır ama yine de kişiden kişiye değişir. 
 
-Yazar ve Şair Nasıl Biri Olmalıdır? 
-Her durumda ve her şartta yazabilen kişi olmalıdır. Kendini tekrarlamamalıdır başkalarıyla değil ama kendisiyle yarışmalıdır yazar ve şair. Ve bana göre olmazsa olmaz empati kurmayı iyi bilmelidir. Aylar önce yazdığım bir yazımda şu satırları yazmıştım, sizlerle paylaşmak istiyorum; “Yazarların farkı empati yapmayı iyi bilmeleridir. Bunun için yazılarını okumadığın yazarlara bile saygı duyabilirsin, bilirsin ki bir yazar sadece kendisi olarak yaşamaz; bir yazar aslında herkestir!” 
 
-Genç Neslin Kitap Okuma Eylemine Bakış Açısı Nedir?
-Kitap okumayı sevmiyor gençler diye bir söylem var ama ben buna inanmıyorum; kendilerine hitap eden kitapları öylesine sahipleniyor ki gençler bir değil birkaç kez bile okuyabiliyor aynı kitapları. E onlara da ne denilebilir ki; yoğun ders tempolarının yanı sıra her kitabı da okuyamıyorlar hatta bazen aileleri bile ders çalışmak varken okuma kitaplarına vakit ayırmalarını istemiyor. Bu benim başıma da geldi ama ben dinlemiyordum bu konuda ailemi. 
 
-Son Diyecekleriniz Nelerdir? 
-Benim hayallerimin büyük kısmında edebiyat vardır. Gerçek anlamda yazı yazmayı çok seviyorum ve kendim çalıp kendim oynamak istemiyorum elbette ki, bu yüzden herkesin desteğini bekliyorum.  Sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimle… 
 
Şair ve Yazar Cansu Tıraşoğlu hanımefendiye çalışmalarında başarılar dilerim. Bu güzel söyleşiyi de okuyan okurlarıma saygı ve sevgiler sunuyorum.
 
Submit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Şərh yaz


Təhlükəsizlik kodu
Yenilə