Sen Asıl Suskunluklarımı Dinle

 bir ırgat gibi çalıştım çok sesler biriktirdim
 dağıttım sonra hepsini bilmiyorum ne kadarı sende

 sende olmayan avare sözlerim
 hangi şarkıda ağlıyor şimdi bilmiyorum
 sen asıl suskunluklarımı dinle
 söndürmeye kıyamadığım yangınlar ordadır

 

depremlerin şiddetini düşürür sözcükler
sözcükler deli suları yatağına çeker
uyutur usulca budur en büyük maharetleri
sen asıl uykudaki ağzımı dinle
gör nasıl açılır sır bahçelerine pencereler

 sen asıl suskunluklarımı dinle
 ordadır yazılmamış tarihi âşıklığımın
 çılgınlıklarımın boy fotoğrafları ordadır
 sen asıl suskunluklarımı dinle
 ve anla anla ki ne maceralardasın benimle

Dağı Özleyen Adamın Şiiri

açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ
sakın sorma bana neden sevdiğimi
gökte oynaşan yıldızları ve her biçimini ayın
pelit ağacını yağmuru karı
gök gürültüsünü ve kuzu melemelerini
ve fırtınayı bile
yalnızlığı ve korkuyu bile
neden sevdiğimi sorma anla
açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ

annem dağ gibi bir köylü kadını
sessiz mahzun ama başı dik kararlı
yüreğinde kırların bütün çiçekleri
ve bütün kuşları gökyüzünün
bir yanı çalı çırpı bir yanı süt bakracı
başında ak tülbendi ve dağların dumanı
ardında bir ben bir kardeşim kuzu
ve çocuk kalbimde
yüzünden derlediğim deste deste gülüş
annem dağ gibi bir köylü kadını

babam geride kalmış çok az güllerden
fakir ve o kadar âşık
fakir ve o kadar mağrur ve o kadar mümin
babam da bir dağ / başı yüksek
başı karlı dumanlı tipili boranlı
sallar geçirmiş deli sulardan
büyük yangınlar söndürmüş
eşkıya atlatmış
hayatın deli akışında yaralar almış
umur görmüş ağlamış bozgun görmüş ağlamış
allah demiş ağlamış
muhammed demiş ağlamış
babam geride kalmış çok az güllerden

açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ
keklik ötüşlerinde ve kekik kokularında
yuğmuşum kalbimi aklımı
sahici ceylanlar dahi okşamışım bakışlarımla
onlara eş kızların uykularına mihman olmuşum
sakın sorma bana neden sevdiğimi
kaya diplerindeki yaşlı badem ağaçlarını
ince uzun yoksul keçi yollarını
karanlığı
geceyi çarşaf gibi sallayan kurt ulumalarını
ve dikenleri bile çıyan ve akrepleri bile
korkuyu ve yalnızlığı bile
neden sevdiğimi sorma anla
açmışım gözlerimi dağ / yürümüşüm dağ

En Gizli Yerinde Yüreklerin
I.

Parke taşları ve çokça karanlık
Sislerin ardında sesler
Dinle dur görünmeyen sabilerin
 çığlıklarını

Ah kara kara dağlardan kopup gelen kartal
Kartalların kanattığı gönüller ah
Titrerim üşürüm
Zemheriden örtüsü altında gecenin

Zihnimde sorular tümen tümen
Bilinçle ekilse gönülcüklere çekirdek
Aşk gezinse bahçemizde

II.

Parke taşları ve çok karanlık
Ya da dekoru içimizin
Uzatsak dokunacak gibi ellerimiz
Saçlarına aydınlığın
Ama içimizde açılan pencerenin
 örtük perdeleri

Işık köreltti gözleri / gerçek de
Ve ne zaman bilmiyorum / kaç yüzyıl önce
Yitirdik gerçeği biz
Ah ışık / ah gerçek
Kara kara dağlardan kopup gelen kartal
Sokağımızdan içimizden kapıp
Ötelere götüren som aydınlığı / ah

Sorular tümen tümen
Gözleri çiçek açmıyor çocukların
Umut teşrif etmiyor bahçeleri
 vesaire

III.

Çıplak ayaklar bir nâra iki yalpa
Bekçi düdükleri ve çokça karanlık
Ya da dekoru içimizin

Gör / çimentodan kabuğu içinde
 iki büklüm yaşamak
Onun için uykuya yattı sevdamız
Upuzun bir uykuya
O çalak zamanlar / rahvan zamanlar
Sırı dökülmüş aynalarda kaldı
Ola ki bir gün yıldızı bol göklere
Alınan verilen soluklara karışır
Gerçek olur ışık olur
 üstümüze düşer

Hep sorular
Masal bahçelerinden ışık gülleri
 devşirmez olduk

IV.

Felaketimizi aydınlatma pahasına
 bırak doğsun gün
Ve korkma kıyametten
İçimizde ırmak hep geriye akmıyor mu
Zaten hep kopmuyor mu kıyamet
Bırak gölgeler ardına takılmayı
En gizli yerinde yüreklerin
Mutlaka / mutlaka kalmıştır
Eski ve ulu sevdamızdan bir şey

Aşk uyanır uykusundan
Çoğalır kalkar kıyama
Yeri ve göğü dellendirerek

Tek bilinçle ekilsin gönülcüklere
 çekirdek

Qaynaq:http://www.antoloji.com/

Submit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Şərh yaz


Təhlükəsizlik kodu
Yenilə