Osman BAŞ 
 
 Yenilenmek, yeni şeyler öğrenmek,  ya mevcut olan birikimlerimizi beslemek ya da planlı ve programlı olarak öğretime başlamak insan hayatının olmazsa olmazlarındandır.
Açılışların nerede, kiminle veya ne için olduğunun önemi yoktur. Önem söylemlerin iyi niyet ve slogan içerikli olması ve pembe tabloların çocuklarca desteklenerek tatlı gülümseyişidir. Gelişim, değişim ve standartların yükselmesi için gerekli ne varsa dalga dalga her yaşta insanımıza ulaşması için törenler düzenlenir.
Hoş gelişlerin bahçe ve sınıfı süsleyişiyle teknolojiye uzanan bir tuş dokunuşu mesafesinde çocuklar büyüdükçe sıraların küçüldüğü fark edilmez. Ülkenin gelişmişliği ile aynı paralelde yürümesi planlanan kültür seviyesi bir türlü istenilen çizgide birlikte yürümesi sağlanamaz. Yapılan bütün anketlerde okuma alışkanlığımız ve kültür alanındaki çıtamız hiçbir dönemde dünyayı yöneten ülkelerin seviyesine ulaşmamıştır.
İlköğretim Haftası’nın dışında birçok gün ve hafta kutlarız. Kütüphane Haftası bunlardan biridir. Günlük, haftalık, aylık ve yıllık okuma ortalamaları, kişi başına değerlendirildiğinde tablo acıdır. Bilinenlerin, bilme mecburiyeti olanlarca bilinmesi şarttır. Eksiklikler, yanlışlar varsa ihmaller giderilebilir. Ama bilerek, isteyerek ve dahi kasıt varsa gereği derhâl yapılmalıdır. Eğitimde asla boşluk olmamalıdır. Yapılan hazırlıklarda büyük devlet ciddiyeti ve insanımıza hizmet aşkı kültürü ön planda olmalıdır. Olumlu ve olumsuzluklar sorumlu olanlarla katkı sağlaması gerekenlerin omuzlarında taşındığında başarı kendiliğinde gelecektir.
Zil istediği zaman, istediğince çalsın bakalım. Sorunsuz bir eğitim nasip olur duasıyla yeni bir ders yılı vaktinin başlangıcında yarınları avuçlarıma alıp, ders kitaplarına salıyorum mevsimin yükünü. Şehir merkezine en uzak köyden en merkezi dersliğe kadar başarı dileklerimi ülkemin huzuru ve mutluluğu öneminde bütünleştiriyorum. Sosyal devlet şuuru ile öğrencilerin gülümseyişine neden olan tüm katkıları da destekliyorum.
İlköğretim çağındaki 7-14 yaş gurubundaki yavrularımızın beslenmesi ile zekâ gelişimlerini uzmanların göz önünde tuttuklarını ve yaptıkları çalışmalarda gerek mevzuat gereği gerekse sağlık alanındaki mecburiyetleri biliyor ve uyguluyorlar diye düşünüyorum.
Gıdaların kontrolü, TSE damgası, gramajı, çalışanların hijyeni, kullanım süreleri ve birçok olmazsa olmazların olduğu bir sisteminin tartışmasız, düzenli, eksiksiz çalıştığını düşüyorum. Hedefler, misyon ve vizyondan oluşan üçlü takım yönetimin masasında, panosunda ya da kurumun giriş duvarında olma mecburiyeti yoktur. 
Mevcut sistem ve başarının kendini görücüye çıkarıp sloganlaştırmasına ihtiyacın ötesi görünen ne varsa okunmakta ve elle tutulmaktadır. Sistem, temelin neresinde duruyorsa dursun, en çok konuşulan, en çok tenkit ve iftiraya maruz kalan temel taşların başındadır.
Kurum kültürü çok önemlidir. Buradan kuralların artılarla donanımlı sistemleşmesi sağlıklı iletişimi düzenler. Sistemin neresinde isen inandığın kadarsın. Kurumda yer kavgasına asla gerek yoktur. Herkes yerini ve haddini bilecektir. Sistemin temeli müdür ise, eğitim temeli öğretmendir. El öpülesi noktayı yakalamış, yaptığı işi isteyerek ve başarı destekli yürüten öğretmenlerimiz…
Proje üreten, dünyayla yarışan, kendine sahip, güvenen ve sağlıklı yarınlara akan, yol giderken noktalar arasında varsa yabani otları, taşları, çamurları karıştırmadan hedefe kilitli bir sistemle 2023 neslinin bugünden tam teçhizatlı yola çıkması gerek. Kendi içimizde huzurlu mutlu ve geleceğe büyük bakan, gücü gören güzel günlere merhaba demeye hazırlanan asımın nesline merhaba diyorum.
Başlamak ne kadar güzelse, sona ulaşmak da o kadar mutlu olmaktır. Hayatî konularda ve köklü değişimlerde son yoktur. Son millî değerlerimizden kopmadan daima değişim, gelişim ve üretimdir. Heyecanlar daima teni titretir, titreşimler vücudu canlı tutar, umut bir başka baharda değil hemen önünüzdeki birkaç gün, hafta hatta ay sonrasındadır. 
Onarılan ve kırılan ne varsa hayatın bir parçası olmakla beraber yaşanılan ne ise asla unutulmazdır. Adına hasret de, adına aşk de ne bileyim işte ne deniyorsa onu demek daha doğruysa okula vurgun bir deli yüreğin sabah tazeliğinde servis bekleyişindeki, kahvaltı edişteki tadını, korna sonrasındaki el sallayışın, ön koltukta tatlı bir gülümseyişle süsleyişindeki ayrılık, kendi sessizliğinde yarınların derinliğinde bulduğu yolda ilerliyorken, nefesleri tutmak gerek. Sabrı zorlamak, bilinen ve bilinmeyen ılık bir rüzgârın seyrine dalış yapmanın teslimiyetini yaşamak gerek.
Bu şehirde de servisler sabah seferine vaktinde çıkıyor. Kapananlar ve açılan sayfalar… Yeniler ve yenilenenlerin eskiye dalmadan bulutlara sefere çıkışın beklentilerinde yağmura, kara ve dahi ayaza teslime hazır oluşun bir tutam merhaba makamında yeni bir eğitim öğretim yılına hazırlıksız geçen zamana küsmüş duygular kendi içinde sessizce çareler üretmeye çalışıyor.
Dürüst ve doğru olmak, iyi insan olmak, mensubu olduğunuz tartışmasız değerlerin hadimi olmak. Sorumlulukların büyümüşlüğünde huzur ve mutluluğa teslim olmak gerek.
Mevsimlik çiçekler bulundukları günün ve dahi saatlerin kıymetini bilmeli denmiştir. Geriye dönmenin zamanı teslim almanın, mekâna sarılmanın, ateş olmanın bir adım ötesi yoktur. Hayatının üçte ikisini tamamlandığına inanmış bir nefes için öteler teslimiyettir. Ebedî âlemdir. 
Bilinir ki her ömrünü tamamlayan mevsimin yerine devamı başlayacak ve bu döngü ebediyen devam edecektir. Üşüyen her şey ısınacak, donan her şey çözülecek, boşalan her şey dolacaktır.
Vakti geldiğinde kuruyacağını bilsek de balkonda yetiştirdiğimiz çiçekle muhabbetin tadı hiç unutulmayacaklar arasında nefes aldığımız sürece bizimle olacaktır. Aileye katılan ne varsa çiçektir. Evde farklı güzelliktir. Yeri doldurulamayan bir tattır, lezzettir. 
Siz bahçenizi ne kadar kurutmamaya çalışırsanız çalışın, sulayın, gübreleyin güzelleştirin faydası yoktur. Vakit olduğunda bahçe kabuk değiştirecektir. İnsanın kendinden uzaklaşması gerektiğini savunan eğitim uzmanları, karşıya geçip kendisine bakmasını tavsiye etmişlerdir.
Öğretmen yürekli olgunluklar, oldum olası beni yormaktadır. Başrol oynadığım ne kadar senaryo varsa okuyucuya veya izleyiciye ulaşamadan ortadan kaybolmaktadır.  Aslında daima uslu çocuk, terbiyeli öğrenci, başarılı delikanlı, üstün düzeyde öğretmen, tartışmasız ve başarılı idareci olmak, taptaze tutmakta ve saatlerime yön vermektedir.
Sevgi denen bir kınalı kuzu ufuk ötesinde ders çalışıyor biliyorum. O büyüdükçe ben küçüleceğim. O başardıkça ben huzura akacağım. Bir şey yüreğime oturuyor. Buruyor, buruyor, buruyor... Burdukça ağrılar damarlarımda kan misali dolaşmaya başlıyor. Devamını hatırlamıyorum. Hayatımın her saatini ve gününü yazmaya karar vermenin zorluğunu kabullenmem gerek.
Eylül ayını daima ciddiye almış,  çok önemli olduğunu hep kabullenmişimdir. Eylüller kâh öldürdü kâh çok mutlu etti beni. Ama bilinmesinde fayda var ki eylül ölümü hayatımın bütün olumsuzluklarının temeli oldu. Bir türlü yakamı bırakmadı. Ne yaptımsa kendimi toplayamadım. 
Şimdi çocuklar sınıflarda, ben sınıflardayım. Başarı sır değil biliyorum. Yarınlarımız bu sıralarda başarılı öğretmenlerin el emeği, göz nuru olarak hazırlanıyor.
İnsan kendi çukurlarını göremez çoğu kez. Gören dostları olmalı, hatırlatmalı, görmesine ve dolgusuna yardımcı olmalıdır. Dost dostun aynası olmalıdır denmiştir. Dünya hayatında şahıs, toplum ve milletler arsında daima rekabet var olmuştur.
Bilgi ve teknoloji ile barışık olan ve üretenler ayakta kalabilmiş, birinci sınıf dünya devletinin mensubiyeti olarak güzel yaşamış, yaşamaya da devam etmektedirler. Ne zaman sıkıntıya düşseler, krize girseler yer altı ve yer üstü zenginleri çok olan garip bir devleti işgal eder ya da liderini değiştirerek hayatlarına devam ederler.
Haram ve helal karışımında kimsenin hesap soramadığı bu eylemler asırlardır devam ede gelmiş bugünde sürmektedir. Öyleyse akıllı olmak gerek. Öyleyse iyi ve kaliteli eğitim gerek. Yarınlarımızı her türlü bilgi donanımlı, üretim yürekli ve vatansever nesillere emanet etmemiz gerek.
Mevcut dünya düzenini altüst edecek, doğruyu, adaleti tesis edecek ufuklar gerek.     Akşamın serinliğinde bilgisayarımın tuşlarıyla dans eden ellerimin beynimle olan uyumu ısıtıyor beni. Bu ısınmışlık üşüyen mevsime aldırmadan yazmaya devam ediyor.
Dualarımın sıklaştığına şahit oluyorum son günlerde. Seccademin alnımdan öpüşünü kendi isteğimle uzatıyorum. Zamanımı okuyamaya teslim ediyorum. Bilginin güç olduğunu biliyor, çalışmanın tartışmasız insanımızın hayat felsefesi olması gerektiğini savunuyorum.
Işığın etrafındaki mevcut yıldızların aydınlığa yaptıkları katkıları ay ile birleştiğinde leylaklar dost sohbetini şafağa dek sürdürürlermiş. Şafak yaklaştıkça üzülür, dost yokluğunda geçecek bir günün hasretine dayanamam diye güneşe sitem eder, bulutları göreve çağırırlarmış.
Nurlu geleceğin, ellerin semaya uzandığı anlardaki kabul görmüş duaların hasat vaktini zirveye taşıması için bugünden ne lazımsa yapmak için seferber olmamız doğru olacaktır. Minik kalpler büyüdükçe dualar yeryüzü cennetini oluştursunlar ülkemin yarınlarına. Ötelerde bütünlük olsun. Mevcut iki ordum da bir olsun aydınlık yarınlar için. 
Bahçeme dönüyorum artık. Dua vakti yaklaşıyor. Ayrıca mesai yapacağım yarın. Görev dönüşümde çiçekler beni bekliyor. Balkondaki, odamdaki ve dahi yüreğimdeki çiçekleri sulayacağım. Biliyorum yarınlarım meyve verecek, bir yiğidin hizmetiyle gurur duyacağım. Bir bardak çay içiminde geceye ısınmışlığım, bir şarkı akıntısında makam sesliliğiyle nurlu sabah için geceye teslim oluyorum. Biliyorum, güç ve kudret insanın yüreğindedir.
 
 Ankara
 
Submit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Şərh yaz


Təhlükəsizlik kodu
Yenilə